10 soruda cin çarpması hakkında her şey

Cin çarpması ve cin taifesi hakkında

Cin çarpması son yıllarda özellikle sinema sektöründeki pek çok filmin de etkisiyle tekrar popüler bir konu haline geldi. Halk arasında da cin çarpması veya içine cin girmek ifadeleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Peki gerçekten de cin çarpması var mıdır? Bu kavramın kökeni nereye dayanır? İslam alimleri cin çarpması hakkında ne diyorlar?

cin çarpması 1

Bu yazımızda konu ile alakalı 10 farklı soruya cevap vererek okurlarımızı bilgilendirmeye çalışacağız. Konuyu değerlendirirken hem bilimsel verilere dayanacağız hem de son din İslam’ın konuya yaklaşımını esas alacağız.

İşte cin çarpması ve cin taifesi ile alakalı merak edilen sorular ve yanıtları

Cinler gerçekten de var mıdır? Yani bir insan cinlerin varlığına inanmalı mıdır?

Bir kişi kendisini Müslüman kabul ediyorsa cinlere inanması gerekir. Çünkü yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de cinlerin de Allah’a kulluk için yaratıldıklarına değinilmiş ve cinler hakkında pek çok ayette bilgiler verilmiştir.

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” ( Zâriyât  suresi 56. ayet)

Bu ayeti kerimeden de açıkça anlaşıldığı üzere cinler de tıpkı insanlar sınava tabi tutulmak ve Allah’ın şanını yüceltmek üzere yaratılmışlardır.

Bilim adamları ise bu konuda ikiye ayrılmış durumda. Materyalist olan bilim adamalarına göre cin, şeytan, hüddam gibi kavramlar sadece birer safsatadır. Çünkü bunların maddi varlıkları yoktur, sadece insanın zihninin ürünleridir.

Diğer bir grup bilim adamına göre ise cinler gibi soyut varlıklar bulunmaktadır ancak bilim şu anki ilerleme seviyesinin düşüklüğünden ötürü bunları tespit etmeye muktedir değildir. Gelecekte bilim bu tür varlıkların gerçekliğini somut olarak ispatlayabilecektir. Son bilimsel gelişmeler de bu bilim adamlarını doğrulayan sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Cinler nasıl varlıklardır?

Cinlerin nasıl varlıklar olduğu konusunda sayısız görüş olmasına rağmen biz Kuran-ı Kerim’in cinler hakkındaki ifadesine itibar edeceğiz. Kuran-ı Kerim’de cinlerin ateşten yaratıldığı, fakat bu ateşin saf ve dumansız olduğu ifade edilmiştir.

“Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.”  (Hicr-27)

“Cin’ i de yalın bir ateşten yarattı.” (Rahmân-15)

Kuran’da geçen “dumansız ve yalın ateş” kavramını günümüzde pek çok bilim adamı  “enerji” olarak ifade etmekte ve cinleri de “enerjisi olan ve insanlardan farklı bir evrende yaşayan varlıklar” olarak tarif etmektedir.

cin çarpması

Cinler ve insanlar doğrudan iletişime geçebilir mi?

Evet, cinler ile insanlar doğrudan iletişime geçebilir. Bu konuda Kuran’da geçen Hz. Süleyman kıssaları son derece öğreticidir. Zira Hz. Süleyman’ın cinleri işçi olarak çalıştırdığı ve onların gücünden faydalandığı ifade edilmiştir. (Sebe suresi 12. ayet)

Ayrıca Kuran-ı Kerim’de Neml suresi 39. ayette Hz. Süleyman’la cinlerin konuşmalarına da yer verilmiştir. Kuran’ın bu ifadeleri de bize göstermektedir ki cinler bazen insanların alemine de gelebilmekte ve onlarla diyaloglar geliştirebilmektedir.

İslam cin çarpması hadisesine nasıl bakmaktadır?

İslam cinlerin varlığını kesin bir dille kabul eder. Ancak cin çarpması veya bir adamın içine cin girmesini kabul etmez.

İslam’a göre cinler hiçbir mümine zarar veremezler. Zira mümin her bakımdan Allah’ın hıfzı (koruması) altındadır. Cinler istese bile bir insana zarar veremezler. Ancak insanlara vesvese verebilirler veya yoldan saptırmak için gözüne gerçek dünyayı farklı gösterebilirler. Yoksa bir cinin doğrudan bir müminin bedenine dokunması, dahası onun bedeninin içine girmesi tüm büyük din alimlerince reddedilmiştir.

Bu reddiyenin çok basit ve mantıklı bir sebebi vardır: Eğer cin bir insanın içine girip ona istediğini yaptırabilirse kişinin yapacağı herhangi bir olumsuz durumda kişi mi suçlu olacaktır yoksa içindeki cin mi? Örneğin cin bir adamın içine girip ona cinayet işletse adam katil olmaz mı? Elbette ki olur. Zaten bunun aksini düşünmek kazaya ve kadere iman etmiş bir müminin ferasetine ters düşer.

Peki İslam’ın kesin bir dille reddettiği “içine cin kaçamak” veya “cin çarpması” gerçekte nasıl bir olaydır? İşte asıl yanıtlanması gereken soru budur.

cin çarpması 3

Cin çarpması mı bilinçaltı kayması mı?

Cin çarpması olarak bilinen hadise aslında “bilinçaltı kayması” denilen ilginç bir psikolojik vaka ve tedavisi de bilimsel olarak mümkün. Günümüzde neredeyse tüm psikologlar bu rahatsızlığın bilimsel analizini ve tedavi yöntemini biliyor.

İslam’ın daha yüzyıllarca önce “cin çarpması”nı reddetmesi ve günümüzdeki bilime paralel şeyler söylemesi de İslam’ın sayısız mucizesinden sadece biri olarak kabul edilmelidir.

Bilinçaltı kayması, bir kişinin çok küçük yaşlardan beri korku, şiddet, cinsel istismar, kısıtlanmışlık duygusu ve yalnızlık gibi sebeplerle kendi içinde ikinci hatta bazen üçüncü bir kişilik oluşturmasıdır. Sıralanan olumsuz durumlardan ötürü kişi kendi içinde kimse ile paylaşmadığı yeni bir kimlik oluşturur.

Bu yeni kimlik kişinin normal halinden çok farklıdır. Kişi çok uysal göründüğü halde kendi içinde asabi bir kişilik yaratmış olabilir. Ya da kişi çok ahlaklı davranışlar sergilese bile bilinçaltında yarattığı karakter sınır tanımaz bir ahlaksız olabilir.

İşte kişinin bilinçaltında oluşturduğu bu “öteki kişilik” bir anda ortaya çıkar ve inanları ürkütür. Bundan ötürü insanlar kişinin içine başka birinin (bir cinin) girdiğini ve ona bu davranışları yaptırdığını düşünür. Buna da halk arasına cin çarpması veya cinin içe kaçması denir. Hristiyan toplumlarda ise cin çarpmasının karşılığı “içine şeytan kaçması”dır.

Cin çarpmasına uğrayan insanlar nasıl davranır?

Cin çarptığı söylenen aslında bilinçaltındaki ikinci karakteri gün yüzüne çıkaran insanın çok garip davranışlar sergilediği görülmektedir. En yaygın belirtiler vücudun kasılması, kolların ve ayakların çok ağır ve biçimsiz hareket etmesi, gözlerin yuvalarından fırlarcasına sağa sola dönmesi veya sabit kalması, boynun ya çok geriye ya da çok ileriye uzatılmasıdır.

Pek çok vakada kişinin ağzından salya akmakta ve hırıltılı bir sesle konuşulmaktadır. Ayrıca bazen kadınların erkek sesi ile konuştuğu veya kimi hastaların çocuk sesi çıkardığına da şahit olunmaktadır.

cin çarpması 5

Cin çarpması aniden mi ortaya çıkmaktadır?

Hayır, cin çarpması asıl hadise gerçekleşmeden haftalar öncesinde başlayan bir süreçtir. Moral bozukluğu, özgüven eksikliği ve yalnızlık duygusu kişiyi yavaş yavaş bilinçaltındaki gizlenmiş kişiliği ortaya çıkarmaya iter.

Cin çarpmaları ile ilgili vakaların doğal videolarını izleyen psikologlar bu olayın “herhangi bir basit kısıtlama olayı” ile birlikte başladığını tespit etmişlerdir. Mesela kişi bir eşyayı yerleştirmeye çalışırken bir türlü eşyayı yerine koyamaz ve aniden sinirlenmeye başlar. Bir anlık basit öfke hali tüm bilinçaltının boşalmasını sağlar.

Bazen kişi çantasından bir şey çıkarmaya çalışır. Bir müddet bulamayınca yine tüm sinirleri bir anda altüst olur ve “cin çarpması” dediğimiz korkunç hadise gerçekleşir. Neredeyse tüm vakalarda böylesine basit kısıtlanmışlıklar karşısında çok büyük tepkiler verilmesiyle cin çarpması meydana gelmiştir. Ancak kişiyi bu davranışa asıl iten olgunun bu süreçten önceki mutsuz geçen uzun yıllar olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Cin çarpması neden daha çok Japonya, Malezya ve Çin’de görülmektedir?

Yapılan istatistiklerde yukarıda sıralanan Uzak Doğu ülkelerinde cin çarpması vakalarının dünya ortalamasının birkaç kat üstünde olduğu tespit edilmiştir. Üstelik garip olan durum bu ülkelerin inançlarının bambaşka olmasıdır. Çin daha çok batıl inançların hüküm sürdüğü bir ülke, Japonya ateizmin dünyada en yaygın görüldüğü memleket ve Malezya da çoğunluğu Müslüman olan bir coğrafya.

Peki nasıl oluyor da bu farklı kültürdeki ülkelerde aynı “olağanüstü olay” meydana geliyor. Cevap aslında son derece basit: Bu ülkelerin kültürleri farklı olsa da sorunları aynı.

Şöyle ki her üç ülkede de şu sorunlar ortak: Kadınların toplum dışına itilmesi, bireysel farklılıklara saygı gösterilmemesi, cinsellik algısının bir türlü sağlıklı bir zemine oturtulmaması, aile bağlarındaki zayıflık ve daha pek çok sorun. İşte bu ortak sorunlardan dolayı bilinçaltı kaymaları bu ülkelerde çok yaygın biçimde görülüyor ve cin çarpmasına kimi kitaplarda “Uzak Doğu hastalığı” adı veriliyor.

Dünyanın değişik yerlerinde çok yaygın olan cin çarpmasının en az görüldüğü ülkelerden birinin Türkiye olmasının en büyük sebebi ise sağlam aile yapısı ve daha küçük yaşlardan itibaren kişiyi yalnızlıktan kurtaran sosyal ortamın varlığıdır.

cin çarpması 6

Rukye ayetleri ile cin çıkarma hadisesi nedir?

Bazı toplumlarda cinlerin musallat olduğu düşünülen insanlar bir yere toplanır ve bir kişi yüksek sesle Kuran’dan kimi ayetler okur. Bu ayetlere rukye ayetleri denir. Rukye ayetlerinin cinleri uzaklaştırdığına inanılır.

Kuran’ın bir şifa kaynağı olduğu tüm İslam alimleri tarafından kabul edilse de rukye ile cinlerin çıkarılması hadisesine ulemanın büyük zatları mesafeli yaklaşmışlardır. Çünkü bu alimler Kuran gibi bir mucizeyi böylesine meseleler için kullanmayı uygun görmemiştir.

Cin çarpması bilimsel olarak nasıl tedavi edilir?

Cin çarpması denilen ve aslında bilinçaltındaki ikinci bir kişiliğin ortaya çıkması olan psikolojik olay, birkaç seanslık terapi ile rahatlıkla tedavi edilebilmektedir.

Kişi öncelikle kendisini mutsuz eden her şeyle yüzleşmekte ve ardından yavaş yavaş bilinçaltındaki “aykırı kişilik”ten kurtulmaktadır. Bilim adamlarına göre cin çarpması olayı karmaşık bir süreç olmayıp “tedavisi kolay olan psikolojik travma”lardan biridir.

Şu iki muhteşem kitabı okudunuz mu?

Erkekler üzerine Türkçe yazılmış en detaylı kaynak: “Erkeklerin Prensesi”. Bu kitap sayesinde erkekler hakkında her türlü bilgiye ulaşabilir ve erkekleri etkilemek üzere sayısız taktik öğrenebilirsiniz.

Erkeklerin Prensesi kitabına ulaşmak için tıklayınız

Onlar sevdiklerine dualar vesilesi ile kavuştular… Siz de “En Etkili Aşk Duaları” ile gönlünüzdeki matluba kavuşun…

En Etkili Aşk Duaları kitabına ulaşmak için tıklayınız

 

Kadınlar ne ister diyorsan bu yazıyı mutlaka oku!

 

Kızla konuşulacak konular 15 harika konu, mutlaka oku!